E - F . KÖYLERİMİZ

  • SAYFAYA DÖN
  • ZİLE 'NİN SİTELERİ
EDEKÖY

Önce Zile-Turhal karayolunun alt tarafında kurulan köy 18. yüzyılda geçirdiği deprem felaketinden sonra şu anda bulunduğu yere taşınmıştır. İlçenin doğusunda yer alan Ede Köyü, Kireçli, Emir-veren, Kırlar ve Bağlarpınarı Köyleri ile komşudur. Köyün adının köye ilk yerleşen kişinin adından geldiği söylenmektedir. 2 km.si stabilize kalanı asfalt 10 km. yolla ilçeye bağlı olan köyün Güzel üzüm isimli bir mezrası vardır. 60 haneden ibarettir. ilköğrenim 1982 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan 2 derslik 1 lojmanlı binada devam etmektedir. Okuma-yazma oranı % 90'dır. 3000 dekarı sulu, 2000 dekarı kıraç arazide ayçiçeği, şeker pancarı, buğday, arpa ve baklagiller yetiştirilmektedir. Arazisinin büyük bir kısmı sulama kanallarından sulanmaktadır. 200 büyükbaş, 500 küçükbaş hayvan mevcut olup, modern olmamakla beraber arıcılıkta yapılmaktadır. Civar il ve ilçelerde mevsimlik işçi olarak çalışan birçok kişi vardır. Camii, okul, sağlıkevi, az da olsa, dokuma tezgaharında kilim dokunmaktadır. Köyde ev gezme, ev görme, gelin görme, asker görme gibi adetler sürdürülmektedir.

ELİKTEKKE

İlçenin kuzeyinde yer alan Eliktekke Köyü, Karakaya, Kervansaray köyleri ile komşu olup, köyün ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. Zeynel Abidin isimli bir tekkeşin'in ilk yerleşen olduğu ve çift sürerken sabana elik (geyik) koştuğu için köye Eliktekkeşin dendiği ve sonradan bu ismin Eliktekke'ye dönüştüğü sanılmaktadır. Köyden itibaren 4 km. si stabilize kalanı asvalt 232.-km. lik yol ile ilçeye ulaşılır. Köy 15 hane olup, 70 kişi yaşamaktadır. 1967 yılında geçici bir binada başlayan eğitim halen 1985 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan 1 derslik ve 1 lojmanlı binada 14 öğrenci ile devam etmektedir. Okuma-yazma oranı % 95'dir. Tamamı kıraç 2000 dekar alanda buğday, arpa, baklagiller yetiştirilmektedir. 100 büyükbaş, 200 küçükbaş hayvan mevcuttur. Arazinin verimsiz ve yeterli olmamasından dolayı 250'ye yakın kişinin köyden başka yörelere göç ettiği bilinmektedir. Camii, okulu, otomatik telefonu, elektrik ve şebeke sistemli suyu mevcuttur. Köyde leyleği uçarken gören kişinin çok seyahat edeceğine inanılır. Köyün 4 km. kadar güney tarafında, bir zamanlar çalıştırılmış rezervi az olduğu için terkedilmiş demir madeni ocağı bulunmaktadır. 1344 yılında yapılan köy camii halen kullanılmakta olup, bakıma muhtaç durumdadır. Analı Kızlı, Zeynel Abidin ve Çatalçeşme isimli yerler yöre halkı tarafından sıkça ziyaret edilir.

ELMACIK

ilçenin güney doğusunda yer alan ve asıl adı Endürüz olan Elmacık Köyü, Güzelbeyli kasabası, Çakırcalı ve Armutalan Köyleri ile komşudur. 30 km. lik köy yolunun 20 km.si asfalttır. Yörede mehlep ağaçlarının çokluğundan ve meh-leb'e yöresel olarak endürüz ismi verildiğinden köyün isminin buradan geldiği sanılmaktadır. Ayrıca köy yakınlarında kızılcık ağaçlarının bolluğundan ve çevrede kızılcığa Kiren dendiğinden, yörede köye Kirenlik'de denilmektedir.Köye ilk yerleşenlerin 150-200 yıl önce Culan Hasan ailesi ve yakınları olduğu söylenmektedir. 1990 nüfus sayımına göre 75 haneden ibaret olan köyde 476 kişi yaşamaktadır. Eğitim ve öğretime 1971 yılında geçici bir binada başlanan köye 1985 yılında Devlet Vatandaş işbirliği ile 2 derslikli 2 lojmanlı bir okul yapılmıştır. Okur-yazar oranı % 50 olan köyde halen 81 öğrenci öğrenim görmektedir. 4000 dekar arazisinin tamamı kıraç olan köyde, buğday, arpa, nohut, mercimek ve fiğ yetiştirilmektedir. 250 büyükbaş, 700 küçükbaş hayvan mevcuttur. Köyden çevre il ve ilçelere bir hayli göç vardır. Köyde okul, elektrik, otomatik telefon, mevcut olup, içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Düğünlerde bağlama eşliğinde semah gösterisi yapılır. Ayı, domuz, ve tavşanın uğursuzluğuna inanılırken, evlere üzellik, davun ağacından yapılmış basit şekillerle nazar boncuğu takılarak uğur getireceğine inanılır. Kadınlar, üçpeş, fes, tuman, saya, önlük ve yakalıktan oluşan elbise giyerler. Boncuktan ördükleri saçlık ve bellik takarlar. yerleşenlerin 150-200 yıl önce Culan Hasan ailesi ve yakınları olduğu söylenmektedir. 1990 nüfus sayımına göre 75 haneden ibaret olan köyde 476 kişi yaşamaktadır. Eğitim ve öğretime 1971 yılında geçici bir binada başlanan köye 1985 yılında Devlet Vatandaş işbirliği ile 2 derslikli 2 lojmanlı bir okul yapılmıştır. Okur-yazar oranı % 50 olan köyde halen 81 öğrenci öğrenim görmektedir. 4000 dekar arazisinin tamamı kıraç olan köyde, buğday, arpa, nohut, mercimek ve fiğ yetiştirilmektedir. 250 büyükbaş, 700 küçükbaş hayvan mevcuttur. Köyden çevre il ve ilçelere bir hayli göç vardır. Köyde okul, elektrik, otomatik telefon, mevcut olup, içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Düğünlerde bağlama eşliğinde semah gösterisi yapılır. Ayı, domuz, ve tavşanın uğursuzluğuna inanılırken, evlere üzellik, davun ağacından yapılmış basit şekillerle nazar boncuğu takılarak uğur getireceğine inanılır. Kadınlar, üçpeş, fes, tuman, saya, önlük ve yakalıktan oluşan elbise giyerler. Boncuktan ördükleri saçlık ve bellik takarlar.

EMİRÖREN

İlçenin doğusunda bulunan ve Turhal asfaltına 2 km. lik stabilize bir yolla bağlanan Emirveren Köyü, Kireçli, Ede, Bağlarpınarı, Kırlar, Yeniköy ve merkez ilçeyle komşudur. Ulaşım sorunu olmayan köyün ilçeye uzaklığı 7 km.dir. Geniş bir ovada kurulan köyün adının burada yaşayan ve çevreye hükmeden Elbaşıoğlu isimli bir beyden geldiği söylenmektedir. Geliri, tarım ve hayvancılığa dayanan köyün arazisinin büyük bir kısmı Yıldıztepe Göleti ile Hotan Çayından sulanmaktadır. En çok buğday , arpa, ayçiçeği, soğan ve şeker pancarı yetiştirilmektedir. 40 haneden ibaret olan köyde, 1955 yılında eğitim-öğretimin başladığı köyde, 1958 yılında 2 derslikli ve 2 lojmanlı yeni bir okul yapılmıştır. Okuma-yazma oranı % 95'dir. Okulu, telefonu, elektriği, sağlıkevi bulunan köyün şebeke sistemli içme suyu mevcuttur. Düğünlerde halayın yanısıra, pata-küte, delidede, gelin kaçırma gibi oyunlar oynanır. Akraba bağlarının çok güçlü olduğu köyde akraba evliliği yaygın değildir. Karamsar ve şüpheci kişilerin gelerek şifa aradıkları Abdal Musa ile kuduz hastalığının geçmesinde etkili olduğuna ilanılan Kuduz Hoca ziyaretleri bu köydedir. Ayrıca köy içerisinde, suyunun sarılık hastalığına iyi geldiği söylenen bir çeşme mevcuttur. Halk arasında uğur getirdiği için bazı evlerin önüne boynuz takılması adettir. Köyde kimlerden kaldığı bilinmeyen ve savunma amaçlı olduğu sanılan surlar, yörede, Zile kalesinde sonra ençok dikkat çeken tarihi kalıntılardır.

ESKİDAĞİÇİ

İlçenin batısında yer alan Eskidağiçi Köyü, Yeni-dağiçi, Uğurluören, Karayün, Üçköy ve Koçaş köyleri ile komşudur. Dağlık ve meyilli bir arazi üzerinde bulunan köyün 1877 Osmanlı-Rus Savaşında Kars yöresinden göç eden Işık ve Kara aileleri tarafından kurulduğu söylenmektedir. Eski ismi Kirampa'dır. Ne anlama geldiği bilinmemektedir, ilçeye uzaklığı 18 km. dir. 40 haneden ibaret olan köyde, 1943 yılında geçici bir binada başlayan ilköğretim, 1986 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 2 derslik 2 lojmanlı olarak inşa edilen binada devam etmektedir. Okulda halen 27 öğrenci mevcuttur. Köyde okuma-yazma oranı % 95'dir. 2000 dekar arazisinin 1200 dekarı kıraç, 800 dekarı sulu olup, tahıl, baklagiller ve ayçiçeği ile şeker pancarı yetiştirilmektedir. Köyde 150 büyükbaş, 300 küçükbaş hayvan mevcuttur. Camii, okulu, sağlıkevi, elektriği, otomatik telefonu, şebeke sistemli içme suyu ve kanalizas-yonu bulunmaktadır. Hamurun yoğrulup düz bir şekilde açıldıktan sonra üçgen şekilde kesilmesi ve biraz kurutulması ile kaynar suda haşlanarak yapılan üzerine yoğurt ve tere yağı dökülerek yenen "Hingel" adlı yemeği meşhurdur. Önceleri kilim-hasır işleri yapılan köyde bugün bu tür uğraşılar azalmış durumdadır. Şirintepe, Tekmezar, Ağıldere, Su deresi, Akbayır, Kayabaşı Tepesi köydeki belli başlı tabii otlak alanlarıdır. Köyde akraba evliliği ve kan davası görülmemektedir.


ESKİDERBENT

İlçenin batısında bulunan ve İğdir, Karaşeyh, Ağılcık, Kazıklı köyleri ile komşu olan Türkderbenti Köyünün 1650 yılında Karslı ve Arakpirli aileleri tarafından kurulduğu söylenmektedir. Çevrede Eski-Derbent olarak bilinen köyün asıl ismi Türkderbenti'dir. Yolu stabilize olan köyün ilçeye uzaklığı 29 km. dir. 49 haneden ibaret olan köyde, 2000 dekar kıraç, 1000 dekar sulak arasizi olan köyün gelir kaynakları tarım, hayvancılık, sebzecilik, meyvecilik ve arıcılıktır. 120 küçükbaş, 300 büyükbaş hayvan bulunmaktadır. Köy halkının 1965 yılında kendi imkanları ile yaptıkları okulda eğitim ve öğretim sürmekte olup, yeni okul yapımı için çalışmalar devam etmektedir. Okuma-yazma oranı % 90'dır. Köyde umumi çeşmelerden sağlanan içme suyunun çok sert ve sağlığa uygun olmaması nedeniyle böbrek rahatsızlıkları ve bel ağrılarının yaygın olduğu görülmektedir. Camiisi, telefonu, köyde sağlık sorunları için İğdir'e veya ilçeye gidilmektedir. Çevrede insanları çok çalışkanlığı ile tanınır. Halk arasındaki bir inanışa göre nasırlı ellerin cehennemde yanmayacağına inanılır. Köyde yaşlılar tarafından edinilen tecrübeye göre ayva çiçeğinin çok olması kışın çok soğuk ve uzun geçeceğine işaret olarak kabul edilir. Hamurdan yapılan erişte ve hingel yemekleri meşhurdur.
FATİH

Köyün 1900 yılı başlarında Azarbeycan'ın Gence vilayeti, Kırartun Kasabası Sofular Köyünden göç eden Azeri Türkleri tarafından kurulduğu söylenmektedir. Gence Vilayetinin Azarbeycan'ın Karabağ bölgesinde bulunması ve köyde Karabağ soyadına yaygın olarak rastlanması,söylentiyi doğrulamaktadır. İlçenin güneyinde bulunan Fatih Köyü, Osmanpmarı, Süleymaniye ve Kurupınar Köyleri ile komşudur, ilçeye 9 km mesafededir. 24 hane olan köyde, okur-yazar oranı % 70'dir. 1984 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 1 derslikli 1 lojmanlı olarak inşa edilen okulda halen 19 öğrenci ile eğitim-öğretime devam edilmektedir. Köyde açılan Halk Eğitimi Kurslarına katılma oranı yüksektir. Hemen hemen tamamı sulu araziye sahip köyde şeker pancarı, ayçiçeği ve yöre tahılları yetiştirilmektedir. 100 büyükbaş, 70 küçükbaş hayvan mevcuttur. Köyün camii, okulu, elektriği, otomatik telefonu mevcut olup, içme suyu şebeke sistemi ile evlere dağıtılmaktadır. Kafkas ve Orta Asya motifli halı ve kilim dokumayı devam ettiren ender köylerimiz-dendir. Haşıl, yanlama, maldili ve künde ismi verilen köy halkına özgü ilginç yemekler yapılmaktadır. Günlük konuşmalarda Azeri lehçesinin özellikleri görülmekte olup, ibriğe-Afta, ta-vaya-sabilça, bardağa-istekan, kesere-kerki denilmektedir.